Skip to main content
Dr. Edna Yeşil


  Küçük yaşlardan itibaren düşünmeyi ve araştırmayı seven bir zihin yapısının bir yansıması olarak; profesyonel kariyeri olan Ağız, diş ve Çene Cerrahisi Uzmanlığı'nın yanısıra geleneksel çin tıbbı, astroloji, felsefe, psikoloji, kuantum fiziği gibi pek çok farklı ilim- bilim dalıyla ilgilenmiş ve bu alanlarda eğitimler almıştır.

Bilginin en yüksek hızla güncellendiği bu çağda, insanoğlunun,  evrenin sonsuz bilgisini kuşatmasının imkansızlığını idrak etmiş olmanın verdiği farkındalıkla hâla her gün okumakta ve eğitimler almaktadır.

          Bu sitede yer alan içeriklerle; düşünce dünyanızı genişletmenize, evrene ve kendi öz varlığınıza olan bakışınıza bilginin ışığıyla katkıda bulunmayı ve faydalanabileceğiniz şifa yöntemleri konusunda rehberlik etmeyi amaçlıyoruz. 

Unutmayın; iyileşme umudun getirdiği ışıkla başlar:) Sevgiler 


 

Profesyonel İlgi Alanları

  • Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi
  • TaoA NİS (Nörokreatif Informasyon Sistemleri) Akupunktur Uygulamaları
  • Astroholografi ve Astroloji
  • Geleneksel Çin Tıbbı ve Tıbbi Nebevi Öğretileri
  • Nörobilim 
  • Evrensel yasalar; mikro-makro kozmos ve insan ilişkisi




Hoşgeldiniz,


İnsanın yaşam yolculuğunda edindiği bütün etiket ve kimliklerin sadece öz varlığının üzerine giydiği birer elbise misali geçici ve değişken olduğunu düşünsem de, zihin dünyasında etkileşim kurabilmek ve sizlerle paylaşabileceklerimizin niteliğini belirtmek adına bir özgeçmiş yazmak gerekiyor.


Dünya gezegeninin 3 boyutlu gerçekliğine gözlerimi 1987 yılının güneşli bir gününde açtım. O dönemin çocuklarından olmanın şanslı getirisi olarak gayet geleneksel bir ev ortamında, normal doğum deneyimiyle dünyaya geldim. Henüz küçük bir çocukken içimdeki o sınırsız hayal dünyasının yarattığı alternatif gerçeklikle hep temas halindeydim. Herkesi kendim gibi zannettiğimden 'diğerleri'nin benim tepkilerimi ya da iletişim kurma şeklimi farklı bulmaları buruk bir his yaşatırdı. Bu günün astroloji bilgisiyle bunun doğum haritamdaki Chiron'un İkizler burcundaki yerleşimiyle ilgili olduğunu görmek ve yaşamımızda bize ait olduğunu sandığımız ve 'iyi-kötü yönleriyle' sahiplendiğimiz her şeyin tam da bu şekilde tıkır tıkır işleyen evrensel bir mekanizmanın sonucu olduğunu bilmek insanı gülümsetiyor.

Her birimiz yaşama seçim yapmaksızın geliyor, içinde bulunduğumuz aile, toplum, ülke ve hatta gezegenin morfogenetik ve enerjetik kodlarıyla kendi özümüzde olanın harmanlandığı bir varoluş ortaya koyuyoruz. Henüz küçücük bir kızken ve çevremde bu mesleği yapan biri yokken, beyin cerrahı olmak istemem, sonrasında aynı enerjinin ilkokuldan liseye uzanan süreçte bir mücadele ve takım oyunu olan basketbol oyunculuğuyla açığa çıkışı ve nihayetinde bu enformasyonun 'Çene Cerrahisi Uzmanı' olmama kadar uzanan yolculuğu işte bu bahsedilen enerjinin tezahüründen ibaretti. Daha sonra 9. evdeki Jüpiter'in ve bazı ek durumların da etkisiyle kolaylaşan akademisyenlik hayatını takip eden süreçte Uranüs gezegeninin kariyer evimdeki 7 yıllık transiti; hem kendi varlığımı bilme yolculuğumu tetikledi hem de mesleki etiketlerimi ve kurduğumu sandığım stabil düzenleri sürekli yıkıp yenileyerek tasavvuf, geleneksel Çin tıbbı, astroloji eğitimleri almama ve buna dair pek çok zenginleştirici deneyime vesile oldu.

Bu bağlamda yaşamımın 40'lı yıllarına adım attığım bir dönemde, bu güne dek dışarıdaymış gibi izlesem de aslında kendi özüme doğru yaptığım yolculukta karşıma çıkan sayısız kaynaktan alarak kendi varlığımda özümsediğim bilgileri özgün bir sentez halinde ortaya koyup, yaşam yolculuğumda yolumun kesiştiği insanlara faydalı olması amacıyla paylaşımda bulunmaya karar verdim.


 Bu amaçla kurulan bu mecrada, akademik veya amatör düzeyde temasta bulunduğum bütün bilgi alanlarından harmanlayarak kalbimin rengine boyadığım kelimelerle ifade edeceğim makaleler yayınlamayı düşünüyorum. Ayrıca ilerleyen dönemlerde profesyonel anlamda yürütmekte olduğum hekimlik ve astroloji ilminin de sentezi sonucu ortaya koyacağım çalışmalarla insanlara hem medikal hem de astroholografik prensipler ışığında eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmayı hedefliyorum.

İlk adımlarını atmakta olduğum bu yolculukta yollarımızın iyilik üzere kesişmesi dileğiyle... Sevgi ve ışıkla kalın...

BLOG POSTS

Blog post 1- Nisan 20, 2026


‌Ayın Evreleri ve Enerjinin Etkin Kullanımı


Ayın evrelerinin dünya ve insanlar üzerindeki etkileriyle ilgili gözleme dayalı birçok inanış bulunmaktadır. Ayın en belirgin etkisi, dünya üzerindeki su kütlelerinde yarattığı gelgitlerdir. Bu etki, ayın evrelerine göre değişir; yeni ay ve dolunay zamanlarında gelgitler daha güçlü hissedilirken, ilk ve son dördün evrelerinde daha zayıf gelgitler yaşanır.

Astrolojik olarak, ayın dünya ile olan döngüsel hareketlerinin bazı evrelerinin volkanik ve sismik durumları tetiklediği bilinmektedir. Özellikle dolunay ve yeni ay zamanlarında, ayın kütle çekiminin en güçlü olduğu dönemlerde volkanik patlamalar ve depremler gibi sismik aktivitelerde artışlar rapor edilmiştir. Ancak bu bağlantı henüz kesin olarak kanıtlanmamış ve tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir.

Ayın kozmik etkilerinin yanı sıra toplumlar üzerinde sosyoekonomik etkileri de vardır. Geçmişte birçok topluluk yaşamlarını ay takvimine göre düzenlemiş ve doğayla uyum içinde yaşamışlardır. Bu toplumların tarım yöntemleri, ekim, dikim ve hasat zamanlarının ayın evrelerine göre belirlenmesiyle verimliliği artırmayı amaçlamaktadır.

Gezegenlerden gelen etkilerin yanı sıra, insan vücudunun yaklaşık %70'inin su olduğu düşünüldüğünde, insanların bu etkilerden etkilenmemesi beklenemez. Kişisel gözlem ve deneyimlere dayanarak, insanlar üzerinde uyku düzeni, ruh hali, bedensel ve hormonal döngüler gibi farklı yönlerden etkilerin ortaya çıktığı bilinmektedir. Özellikle dolunay zamanlarında bazı insanlarda yang enerjisinin artmasıyla birlikte uykuya dalmada güçlük çekme veya huzursuz uyuma gibi durumlar yaşanabilir.

"Ay çarpması" veya "lunacy" gibi terimler, ayın evreleriyle insan davranışları arasındaki eski inanışları ifade etmektedir ve bu kelimeler kökenini ayın Latince adı olan "luna"dan alır. Dolunayın, bazı insanlarda sinirlilik, anksiyete, depresyon veya daha agresif davranışlara neden olabileceğini bilmek, bu dönemde herkesin gergin olabileceğini göz önünde bulundurarak sükunet ve yavaş hareketler ile bu kaotik durumlardan koruma sağlayabilir. Ayrıca, dolunay zamanlarında suyla temas etmek, tuzla vücudu ovmak, dua ve sakinleştirici pratikler faydalı olabilir.

Ayın etkilerine dair bir başka görüş, üreme ve doğurganlık üzerinde olumlu etkileri olabileceğidir. Bazı kültürlerde, ayın kadınların rahmi ve adet döngüsüyle ilişkili olduğuna dair inançlar mevcuttur. Hatta çocuğun cinsiyetinin bile cinsel birleşmenin gerçekleştiği ayın fazlarına göre belirlendiği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

Sonuç olarak, dünyamızla sıkı bir ilişki içinde olan Ay’ın doğasını ve döngüsel enerjilerini anlamak, yaşamımızda bu enerjileri faydalı ve etkili bir şekilde kullanmamıza olanak tanıyabilir. Aşağıda hicri takvime göre ay fazlarının enerjilerini ve bu enerjileri nasıl kullanabileceğinize dair hazırladığım rehber ile yaşamınızda bu enerjileri en etkili biçimde kullanmanıza yardımcı olmayı amaçladım.

Bu döngülerin yeni bir iş kurmaktan, bir ilişkiye başlamaya, çiçek ekmekten, saç kesim tarihi belirlemeye, ameliyat ve cerrahi işlem zamanlarını belirlemeye kadar yaşamın her alanına uygulanabilecek genel bir şablon olduğunu belirtmek isterim.

Faydalı olmasını dilerim. Sevgiyle kalın.

**AYIN EVRELERİ VE ENERJİNİN DEĞİŞİMİ**

Hicri takvim, ay döngüsüne dayandığı için, hicri günler ve ay evreleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Hicri ay, yeni ayın görülmesiyle başlar. Ay evreleri ile hicri günler arasındaki kesin eşleşme, aylara göre hafif farklılıklar gösterebilir.

**YENİ AY FAZI:**
Hicri 1. Gün;

**BAŞLATMA**
Saf, şekillenmemiş enerji
Yeni başlangıçlar için düşünsel süreç
Ekilecek tohumların belirlenmesi (iş, ilişki, yeni bir alışkanlık, diyet vb.)
Yaratıcılığın yönlendirilmek istendiği şeyin ne olacağının belirlenmesi

**ASTROTAVSİYE:** Bu aşamada karar alma, harekete geçme ve uygulama, normalden çok daha kolaydır. Enerjinin henüz şekillenmemiş yoğun karanlık bir güç olarak tezahür ettiği yeni ayda, anlamlandıramadığınız içsel aciliyet duygusunu yaratım enerjisine dönüştürebilirsiniz.

**YENİAYDAN DOLUNAYA BÜYÜYEN AY FAZI;**
Hicri 2.-13. Günler;

Belirlenen tohum ve başlangıç için adımların atılması
Hedeflediğiniz şey için gerekli kaynakların araştırılması ve eksiklerin giderilmesi
Enerji ve kaynakların büyütülmesi ve hedefe odaklanılması
Önceki aşamalarda belirlenen hedef için emek verme ve gerekenleri yapma
Harekete geçerken karşılaşılan engelleri ve kendinizi sabote etme davranışlarını fark edip çözüm üretme

**ASTROTAVSİYE:** Yeni Ay'da başlatılan durumlar, iyi veya kötü fark etmeksizin devam edip artacağı için bu aşamalarda düşünce, niyet ve davranışlara dikkat edilmelidir.

**DOLUNAY FAZI;**
Hicri 13-15. Günler

Yeniayda her ne ekildiyse onu en büyük biçimde projekte eden ve patlayıcı enerjilerin hakim olduğu bir zamandır.
Planlanan proje veya ürünün genel hatlarının ortaya çıkması ve dış dünyada görünür olarak ‘diğerlerine’ sunulması
Ürün ve hedeflerin topluma sunulması sonrası geri bildirimlerin değerlendirilmesi
Ortaya çıkan sonucun her yönüyle kabullenilmesi

**ASTROTAVSİYE:** Yeniayda doğru başlangıçlar yaparak sağlıklı bir şekilde yönlendirilen enerji sayesinde, dolunay zamanlarını patlamaya hazır bir bomba gibi geçirmek yerine, tohumunu ektiğiniz oluşumun size ve topluma faydalarını seyrederek değerlendirebilir ve dışarıdaki kaos içinde dinginliği koruyan biri olabilirsiniz.

**DOLUNAYDAN BALSAMİK FAZA KÜÇÜLEN AY EVRESİ:**
Hicri 16-28. Günler
Dolunaydan sonra ayın aydınlık kısmı azalmaya başlar.
Ay gittikçe küçülür ve doğu ufkunda güneş doğmadan kısa bir süre önce görünür.

Başlangıçtaki yüksek enerjinin azalarak dengelenmesi
Edinilen becerilerin ve fark edilen eksik yönlerin değerlendirilerek deneyim hafızasına eklenmesi
Oluşan yeni durum ve koşullara uyum sağlama ve kendini geliştirme
Açığa çıkan gölge duyguların yarattığı enerjinin edinilen deneyimlere aktarılması ve bir sonraki döngüde kullanılmak üzere sağaltılması

**BALSAMİK FAZ:**
Ay, yeni ay evresine geri döner ve Dünya'dan neredeyse hiç görünmez. Bir sonraki hilalin görülmesiyle yeni bir hicri ay başlar.

Eksik kalan şeylerin, istenip de tezahür ettirilemeyen şeylerin şükür duygusu ile serbest bırakılması
Sonuç ne olursa olsun içsel bir kutlama ile öz varlığın ve çabanın onurlandırılması
Süreçte engeller çıkaran alışkanlık, ilişki, duygu ve durumları görme ve bunlardan arınma

**ASTROTAVSİYE:** Bitiş ve sonlanış enerjisinin hakim olduğu balsamik fazları, gerginlik ve kayıp yerine; yaratıcılığınızın ve verdiğiniz emeklerin sonuçlarını hasat ettiğiniz ve bir sonraki ay döngüsüne yepyeni kaynaklar ve deneyimlerle geçtiğiniz bir sonlanma olarak deneyimleyebilirsiniz.

Blog post 2- Nisan 20, 2026


‌Mars-Satürn Kavuşumu
Ateşle dönüşen toprak


Herkese merhaba, bu gün itibariyle gökyüzünde ve dolayısıyla her birimizin bilinç,zihin ve duygu dünyasında zorlayıcı bir etki yaratabilecek bir kavuşum gerçekleşiyor. Astrolojide malefikler ya da kötücüller olarak adlandırılan Satürn ve Mars gezegenleri bugün Koç Burcunun 7 Derecesinde kavuştular. İlerleyen günlerde Merkür de onlara katılacak ve etki hafta boyunca hissedilecek. Bu çok sık gerçekleşen bir durum değil. Benzer bir kavuşumu en son 10 Nisan 2024 te balık burcunda deneyimlemiştik. Çok uzatmadan dikkat edilebilecek hususları belirtmek istiyorum; 
Koç burcu, zodyağın ilk burcudur ve başlangıçları, eylemi, liderliği, cesareti ve benliği temsil eder. Ateş elementi bağlantısı nedeniyle hızlı ve doğrudan harekete geçme arzusu, dürtüsellik ve sabırsızlıkla ilişkilendirilebilir.
Mars gezegeni; Koç burcunun yöneticisidir. Savaşçı ruhu, motivasyonu, fiziksel enerjiyi ve rekabeti temsil eder. Koç'taki Mars çok güçlüdür ve eyleme geçme, öncülük etme ve risk alma konusunda büyük bir potansiyel barındırır. Gölge özellikleri ise bu özelliklerin kötücül kullanımını getirir. Savaş, kavga, şiddet, ateşli hastalık ve yıkım gibi
Satürn: Disiplin, sınırlar, sorumluluk, gecikmeler, yapılar ve uzun vadeli planlarla ilişkilidir. Satürn, Mars'ın hızlı ve atılgan doğasına bir fren yapar ve kısıtlamalar getirir. 
Bu ikisinin kavuşumu el freni çekiliyken gazı köklenen bir arabaya benzetilebilir. Normalde satürn daha büyük ve kollektif etkili bir gezegendir ancak Mars'ın yönettiği  burçta oluşundan gelen güçle küçüğün büyüğe diklenerek üstesinden gelmesi olarak izlenebilir.
Olumlu yönde; bu enerji uzun zamandır ertelediğiniz, yapmakta zorlandığınız işleri yapacak irade ve enerjiyi verebilir. Satürnün etkisiyle marsın patlayıcı enerjisini çalışmaya ve kalıcı bir yapı inşa etmeye harcayabilirsiniz. 
Ayrıca özellikle şiron etkili yeniayda yüzeye çıkmış olan uzun süredir görmezden gelip bastırdığınız yaralarınız ve eksik yönlerinizle yüzleşebilir; bunlara daha gerçekçi bakarak marsın verdiği dürtüsellikle ben artık bu çukurda kalmak istemiyorum diyerek artık yapmanız gerekenleri zor gelse de yapma cesaret ve gücünü kendinizde bulabilirsiniz.
Dikkat edilmesi gerekenler: satürn freni nedeniyle ortaya çıkacak gecikme ve engellemeler ya da hayal kırıklıkları marsın aşırı tepkisel yanıtlarını ve öfke patlamalarını tetikleyebilir. 
Bu dönemde sabır ve itidalli olmaya; kavga ve tartışmalardan uzak durmaya dikkat edilmelidir. Kişiye zarar verebilecek trafikte hız yapma, riskli spor ve aktiviteler, acil olmayan cerrahi işlemlerden ve kalabalık gergin ortamlardan uzak durulmalıdır. Merkürün de kavuşuma katılmasıyla dil ile ve sert sözlerle açılacak yaralardan maksadını aşacak sözlerden ve sert iletişimden uzak durulmalıdır. Bedensel olarak ateşli hastalıklara meyil olabilir, tetikleyicilere dikkat edilmelidir. Merkür ve mars satürn karşısında; çocuk -ebeveyn; karı-koca; işçi,çalışan- patron, otorite; halk-iktidar ilişkilerini temsil edebilir. Evlatlarınız size çıkışıp sataşabilir. Bunlara dikkat etmenizi öneririm. Yazının faydalı olmasını ve sürecin kolaylıkla geçmesini dilerim.

Blog post 3- Nisan 24, 2026

O bir Uranüs!!!

Gökyüzünün en sıradışı aktörlerinden biri olan Uranüs, yakın zamanda gerçekleştireceği burç değişimiyle şu sıralar çok konuşuluyor. Gelin sizlerle bu geçişin neden özel bir durum olduğunu ve uranüsün yaşamlarımıza kattığı rengi anlamamıza yardımcı olacak bir bilgi yolculuğuna çıkarak, enerjisini pek sevdiğim Uranüs'ü daha yakından tanıyalım:)

Uranüs, astrolojide "yavaş hareket eden" dış gezegenler grubundadır. Hareketleri çok ağır olduğu için etkileri hem bireysel hayatımızda uzun vadeli krizler ve uyanışlar yaratır, hem de toplumsal düzeyde nesilleri etkileyen devrimleri tetikler. Bu nedenle de ‘kollektif’ gezegenler diye tabir edilen grupta yer alır. Kollektif gezegenler yavaş hareket ettikleri için bir neslin doğuşu onların tek bir burçtaki hareketine denk gelir; buna bağlı olarak da kişisel etkilerin yanı sıra ‘kollektif bilinç’ üzerinde nesilleri etkileyen enerjiler ortaya çıkarırlar.

Uranüs, Güneş etrafındaki bir tam turunu (Uranüs Dönüşü) yaklaşık 84 yılda tamamlar. Bu da onun ileri- sabit ve geri hareketlerinin kombinasyonu ile zodyaktaki 12 burçtan her birinde yaklaşık 7 yıl kaldığını; o burca ait olan 30 dereceyi bu sürede katettiğini gösterir.

Kollektif gezegenlerden olması nedeniyle uranüsün etkileri temelde kuşaksal (kollektif- nesil) etkisi ve bireysel olmak üzere 2 bakış ile incelenebilir. 



  • Nesillere Etkisi: Uranüs bir burçta ortalama 7 yıl kalır. Bu yüzden, aynı 7 yıllık zaman diliminde doğan insanlar, benzer toplumsal idealizme, teknolojik yatkınlığa ve isyan noktalarına sahip olur. (Örneğin; Uranüs İkizler nesli, iletişim ve bilgi
  • devrimine öncülük eden bir nesil olur).
  • Kolektif Dönüşüm Etkisi: 84 yıllık döngü tamamlandığında, insanlık eski bir sistemi tamamen yıkmış ve yeni bir medeniyet anlayışına geçmiş olur.
  • Bireysel etkiler: Genel anlamda kişilerin eski alışkanlık, kalıp ve yapılarını yıkarak yenileyen bir enerji verir. bireysel haritalara göre etkilenen yaşam alanları ve yönleri değişkenlik gösterir.

HAREKET YÖNLERİ VE ENERJİNİN DEĞİŞİMİ

Bir gezegenin ileri-durağan veya geri hareket dönemleri ise enerjinin nasıl ve ne yönde açığa çıkacağı hakkında ipuçları sunar. 

Uranüs ileri giderken enerjisini dağıtır, retro yaparken içeri çeker; ama sabitken enerjiyi tek bir noktaya toplar. Bu, bir merceğin güneş ışığını tek bir noktaya odaklayıp yakması gibidir.

  • İleri (direct) hareket döneminde Uranüs enerjisi dışa yöneliktir. Ani olaylar, sürprizler, dış dünyada devrimler ve şok edici haberler şeklinde gözlemlenebilir.
  • Durağan (sabit-stationary) hareket; gezegenlerin ileri ve geri hareketleri arasındaki genellikle sadece birkaç gün süren duraklama evresidir. Bir arabanın geri vitese takmadan önce durması gibi, gökyüzündeki gezegenler de yön değiştirmeden önce bir duraksama evresine girerler. Bu "sabit" olduğu anlar, gezegenin gökyüzündeki derecesinin birkaç gün boyunca neredeyse hiç değişmediği, sanki olduğu yere çivilenmiş gibi göründüğü anlardır. Astrolojide bir gezegenin sabit olması, o gezegenin enerjisinin en yoğun, en konsantre ve en baskın olduğu an olarak kabul edilir.
  • Uranüs gibi sarsıcı bir gezegen sabitlendiğinde şu etkiler görülebilir; uranüs genel olarak beklenmedik haberler, şok edici olaylar ve ani kararlarla ilişkilidir. Sabit Uranüs enerjisi bir "tetikleyici" gibi özellikle kişisel haritadaki kritik bir noktaya (örneğin Güneş'inize veya yükseleninize) sabitlenmişse, hayatınızda aniden ve şok edici bir gelişme yaşanma ihtimali artabilir.
  • Sabit konum, genellikle bir "patlama öncesi sessizlik" gibidir. Birikmiş olan Uranüsyen enerji (özgürleşme isteği, isyan, değişim arzusu) sabitlendiği an zirveye ulaşır ve ardından gelen retro veya direkt hareketle birlikte, artık sürdürülemez hale gelmiş durumların (hangi evdeyse o yaşam alanında) eyleme dökülür. Bir nevi bardağın taştığı, sabır taşının kırıldığı anları yaşatabilir.
  • Dahice buluşlar, farkındalıklar ve inovatif ilhamlar gelebilir. Zihinsel ya da bilişsel anlamda, çok karmaşık bir soru ve durumun cevabının aniden (şimşek çakması gibi) belirmesi, evreka anları, buluş ve icatlar sabit Uranüs enerjisiyle açığa çıkabilir.

 

  • Retrograd (geri hareket): gerçek değil göreceli bir kavramdır. Dünya ile Uranüs'ün yörünge hızları farklı olduğu için, bizden bakıldığında Uranüs bazen yavaşlar, durur ve sonra geri gitmeye başlar. Uranüs, her yıl yaklaşık 5 ay boyunca Retrograd (geri hareket) yapar. 
  • Bu hareket döneminde enerji içe döner ve açığa çıkan durumların muhasebesi başlar. Bu dönemde dışarıda büyük bir kaos olmasa bile, kişinin iç dünyasında "Benim hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?" sorgulaması başlayabilir. Dışsal isyan, yerini içsel bir uyanışa ve yenilikçi bir bakış geliştirmeye bırakırsa kişi bu enerjiden en yüksek bilişsel faydayı sağlayacaktır.
  • Uranüs'ü anlatmak kolay değil, yaşamak ise sağanak yağmurda hızlı trene binmek gibi bir şeye benzetilebilir :) Hâl böyle olunca uranüsle ilgili birkaç yazı daha eklemek gerekti.Takip eden blog postlarda Uranüs'ü biraz daha anlamaya yarayacak bilgiler paylaşmaya çalıştım. Ben araştırırken ve yazarken çok keyif aldım, umarım sizler de okurken keyif alırsınız. Öyleyse sonraki bölümde görüşmek üzere. Sevgiler:)


Blog post 4- Nisan 24, 2026

URANÜS'ÜN YAŞ DÖNGÜLERİ
Kozadaki tırtıl mısın, yoksa güneşe kanat çırpan bir kelebek mi?


Bir insan doğduğunda Uranüs belirli bir konumdadır. Zamanla gökyüzündeki Uranüs, doğum haritanızdaki Uranüs'e belirli açılar yapar. Bu açılar, hayatın "kırılma noktaları" olarak bilinir:

A. Uranüs Karesi (18- 21 Yaş)- "İlk Büyük Uyanış"

Uranüs, doğum anındaki konumuna 90 derecelik sert bir açı yapar. Açının pik etkilerinin görüleceği zaman natal haritadaki Uranüsün derecesine göre değişir. Genel etki ise 18-21 yaş arasında deneyimlenir.

  • Teması: Bireyselleşme ve kopuş.
  • Etkisi: Genç yetişkinliğe geçişte aileden, geleneklerden veya toplumun beklentilerinden ani bir kopuş yaşanır. "Ben kimim?" sorusunun en radikal şekilde sorulduğu, isyanların ve ani yol ayrımlarının olduğu dönemdir.

B. Uranüs Karşıtlığı (38- 42 Yaş)- "Orta Yaş Krizi"

Doğum haritanızdaki Uranüs'ün Natal pozisyonun tam karşısına gedönemdir. Açının pik etkileri

Açının pik etkileri natal haritadaki Uranüsün derecesine göre değişmekle beraber genel etki 38-42 yaşlar arasında deneyimlenir.


  • Teması: Yeniden tanımlama ve sarsıntı.
  • Etkisi: Meşhur "orta yaş krizi"nin astrolojik tetikleyicisidir. Kişi, hayatının ilk yarısında kurduğu düzenin artık ruhuna dar geldiğini fark eder. Kariyer değişikliği, boşanma veya radikal bir yaşam tarzı değişikliği bu dönemde aniden gerçekleşebilir.
  • Amaç; ruhu hapseden ve yaradılış amacına hizmet etmeyen kalıpların keşfi ve kırılmasıdır.

C. İkinci Uranüs Karesi (Yaklaşık 63 Yaş)- "Bilgelik ve Özgürleşme"

Uranüs seyrinde döngüsünü tamamlamadan önce doğum anındaki konumuna ikinci kez kare açı yapar.

  • Teması: Özgürleşme ve kabulleniş.
  • Etkisi: Genellikle emeklilik dönemiyle çakışan bu evrede, kişi toplumsal rollerden tamamen sıyrılıp kendi gerçek benliğiyle baş başa kalır. Daha spiritüel, daha bağımsız ve "artık kimsenin ne düşündüğü umurumda değil" dediği bir döneme girer.

D. Uranüs Dönüşü (84 Yaş)- "Kapanış ve Tamamlanma"

Uranüs, doğum anındaki konumuna geri döner.

  • Teması: Döngünün tamamlanması.
  • Etkisi: Yaşam boyu süren tüm isyanların, değişimlerin ve uyanışların sentezlendiği, ruhun tekamülünü tamamladığı bir evredir.




Kısacası Uranüs'ün döngüleri, ruhun "konfor alanından" zorla çıkarılma takvimidir. Uranüs sizi sarsar, çünkü ancak sarsıldığınızda üzerinizdeki ölü derileri (eski alışkanlıkları, yanlış inançları) atabileceğinizi bilir. Özellikle Satürn döngüsüyle çakışan 28-30 yaş arasındaki dönemin; kişilerin hayatında haritadaki diğer dinamiklerle ilişkili olarak evlilik, boşanma, aldatılma, çocuk sahibi olma,  kariyer değişiklikleri, büyük başarı ya da kayıplar, sevdiklerinin kaybı gibi kayda değer değişikliklerin olduğu ve bunların kişinin kimliğini ve iç dünyasını büyük oranda değiştirdiği olaylara denk geldiği gözlemlenmiştir.

Yaşamda esnek ve değişime açık olanlar bu süreçleri yenilenerek ve nispeten kolaylıkla bilişsel farkındalık düzeylerini yükselterek yaşarlar. 

 Uranüsün tabiri caizse yüksek voltajlı şimşeklerine eşlik eden yüksek bilgi ve değişim rüzgarları sertçe estiğinde, yumuşak olanlar esneyerek fırtınadan güçlenerek çıkarlar ancak sert gövdeli olan ve gelen güce direnenler direnç noktasından kırılırlar.

 Sertlik, kontrol etme arzusundan gelir, esneklik ise bilinmeyene güvenmekten. 

Bilmesek de anlayamasak da evrensel yaratımın bizi her zaman yaratılış amacımız yönünde deneyimlere ve en kâmil halimize yönlendirdiğine tam bir güven duymak fırtınada hayatta kalabilmenin en iyi yoludur. Yüksek aklı temsil eden Uranüs bizi sarsarken, İkizler'in esnekliğini kuşanıp "akışta" kalabildiğimizde, o sarsıntı bizi yok etmez aksine Merkürün de iş birliği ile bizi daha yüksek bir bilinç seviyesine taşır.

Burada Lao Tzu’nun şu sözü akla gelir; "Yumuşaklık ve esneklik yaşamla; sertlik ve katılık ölümle bağlantılıdır. 

Lao Tzu'ya göre evrendeki en güçlü element su elementidir. Çünkü su: yumuşaktır girdiği kabın şeklini alır; karşısına çıkan engeli aşmak için onun etrafından dolanır ancak zamanla, en sert kayayı bile aşındırıp yok edebilir. Yani gerçek güç, sertlikte değil, uyum yeteneğindedir. 

O zaman yazımızı şu güzel niyetle sonlandıralım; yaşamda ne yaşarsak yaşayalım 'Su gibi aziz olalım!'... Sevgiler :)

 

 

Blog post 5- Nisan 24, 2026

Uranüs, İkizler burcuna geçiyor; ışık hızıyla yenilenmeye hazır mısınız?


Uranüs, 26 Nisan 2026 itibariyle ikizler burcu ile ilk temasını gerçekleştiriyor. Peki bu bizler için ne ifade ediyor? Ve diğer gezegen geçişlerinden farkı nedir? Bu konu ayrı bir makale konusu ancak konunun anlaşılabilirliği açısından burada da kısaca bahsetmek istiyorum. 

Bu astrolojik açıdan önemli bir olay çünkü Uranüs, astrolojide "yavaş hareket eden" dış gezegenler grubundadır ve Güneş etrafındaki bir tam turunu yaklaşık 84 yılda tamamlar. Bu da onun ileri- sabit ve geri hareketlerinin kombinasyonu ile zodyaktaki 12 burçtan her birinde yaklaşık 7 yıl kaldığını; o burca ait olan 30 dereceyi bu sürede katettiğini gösterir.

Hareketleri çok ağır olduğu için etkileri hem bireysel hayatımızda uzun vadeli krizler ve uyanışlar yaratır, hem de toplumsal düzeyde nesilleri etkileyen devrimleri tetikler. Bu nedenle de ‘kollektif’ gezegenler diye tabir edilen grupta yer alır. Kollektif gezegenler yavaş hareket ettikleri için bir neslin doğuşu onların tek bir burçtaki hareketine denk gelir; buna bağlı olarak da kişisel etkilerin yanı sıra ‘kollektif bilinç’ üzerinde nesilleri etkileyen enerjiler ortaya çıkarırlar. Bu konu ilginizi çekiyorsa Uranüsle  ile ilgili diğer postları okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz.


Asıl konumuz olan Uranüs’ün ikizler geçişine gelecek olursak bu tabiri caizse iki çılgının bir araya gelişi gibi. Yüksek aklı temsil eden ve büyük uyandırıcı diyebileceğimiz Uranüs şok edici değişimleri, devrimleri, özgürleşmeyi ve teknolojik sıçramaları temsil eder.  İki ileri bir geri giden kendine özgü hareket tarzı ve retrolarıyla meşhur ve zihnimizle bağlantıda olan Merkür’ün yönettiği İkizler ise iletişimin, zekanın, bilginin, ticaretin ve merakın burcudur.

Ezoterik astrolojide gezegenler oktavlar şeklinde düşünülür. Uranüs, Merkür'ün yüksek oktavı olarak kabul edilir. Merkür; zihin, mantık, dil, veri toplama, rasyonel ve analitik zeka ile ilişkili iken Uranüs: Yüksek akıl, evrensel şuur ile bağlantılı bilişsel sezgiler, dâhilik, anlık kavrayış ve buluşlarla bağlantılandırılabilir. Aralarındaki oktav farkını tanımlamak için Merkür adım adım yürürken, Uranüs ışınlanır diyerek anlatabiliriz. 

Bu nedenle gökyüzünün en öngörülemez aktörü olan Uranüs, yaklaşık 84 yıllık döngüsünü tamamlayıp İkizler burcuna geçtiğinde, insanlık için yeni bir "zihinsel çağ" başlar. Uranüs bu yerleşimde insanın düşünce sisteminde "başkaldırı", "özgürleşme" ve "ani aydınlanma" mekanizmalarını tetikleyen bir etkiye sahiptir.

Uranüs’ün İkizler’deki yolculuğu, sadece bireysel hayatlarımızı değil, toplumların bilgiyle olan ilişkisini, eğitim sistemlerini ve iletişim kurma biçimlerini kökten değiştirecek bir enerji taşır.

Bu geçiş toplumsal düzeyde bir "Sertlikten Esnekliğe Geçiş" sınavı şeklinde deneyimlenebilir. Ama zaten uranüsün geçtiğimiz 7 yıldaki boğa seyri bizleri alışıldık sabit düzenlerimizde istemesekde ayırdığı ve pek çok alanda esnemeye zorladığı için bu etkiye biraz hazır olduğumuz düşünülebilir. Burada sadece sürecin çok daha hızlanmış ve değişken versiyonuna ikizlerin temsil ettiği daha zihinsel ve soyut alanlarda maruz kalacağız denebilir. 

Katı eğitim sistemleri, eski teknolojiler; (kablolar, ağır mekanik aksamlar, analog sistemler), eski usülle işleyen her türlü sistem ve hantal yönetim biçimleri ve sabit fikirlerin yıkılması; yerine daha akışkan, dijital, kablosuz eğitim ve iletişim teknikleri ( hatta beyinlere yerleştirilecek nöroçiplerle konuşmadan iletişim), humanoid sistemler, yeni ve süper hızlı ulaşım araç ve yöntemleri, yapay zekanın pik yapması ve yaşamın her alanında yer alması gibi etkilerle gündelik yaşamın- pluto kova ile de uyumlu olarak- çok daha ‘modern- mekanik- metalik’ bir görünüme kavuşması beklenebilir. 

Bu geçişin getireceği teknolojinin eski usulleri yenileme etkisiyle, drone ile sürüsünü yöneten çobanlar, ya da NEONGİNE ile akupunktur teşhisi yapan hekimler görebiliriz:)

 Bilişsel anlamda ise uygun beyinlerde esnek ve çok yönlü bir bilinç sıçramaları, deha açığa çıkışları yaşanabilecekken diğer yönde otorite ve düzeni temsil eden şeylere karşı isyankarlık, uç olaylar, anarşi; toplumsal ve sosyolojik anlamda faydalı olan gelenek ve kültürel miras sayılabilecek bazı öğretilerin de yozlaşmış düşünce ve yaşam stilleri karşısında kayboluşunu izlemek de olasılık dahilinde maalesef.

Uranüs, elektrik radyasyon gibi yüksek enerjili ışınları da temsil eder ve hayatımıza "şimşekler" çaktırarak gelir. Uranüs'ün getirdiği şoklar, aslında bizim hayatımızdaki "sertleşmiş" alanları (katı inançlar, körü körüne bağlılıklar, hantal yapılar) tespit eder. Eğer biz Uranüs'ün getirdiği değişime karşı "sert" durursak, hayatımızda büyük kırılmalar (krizler) yaşarız. Ama eğer "esnek" kalabilirsek, Uranüs bizi yıkmak için değil, özgürleştirmek için gelmiştir.

İkizler bilinenin aksine sadece "iki karakterli olmak" değil, zıtlıkların bir arada yaşaması ve bu zıtlıklar arasında köprü kurma yeteneğidir. Sadece "iyi ve kötü" değil; aktif ve pasif, eril ve dişil, mantık ve sezgi gibi kutupların aynı anda var ve gerekli olduğunu öğretir. İkizler'in amacı, bu iki zıt kutbu birbirine düşürmek değil, onları birleştirerek senteze ulaşmaktır.

İkizler burcunun değişken, meraklı ve adaptasyon yeteneği yüksek yapısı bu geçişi kolaylaştırabilir ancak haritasında sabit niteliği yüksek olanlar ve değişimden hoşlanmayanlar bu ‘rollercoaster (hız treni)’ etkisine adapte olmakta zorlanabilirler. Bu geçişte İkizler'in "kararsızlık" gibi izlenen ama temelde birçok olasılığa açık olma şeklinde de ortaya çıkabilecek enerjisini kullanmak iyi bir hayatta kalma stratejisi olacaktır. Ezoterik olarak İkizler, evrendeki her şeyin bir zıddı olduğu prensibini (Hermetik prensiplerden biri) temsil eder.

Uranüs İkizler enerjisi, dengeli ve yapıcı yönüyle ruhun kolektif hapishaneden çıkışını temsil edebilir. Toplumun dayattığı rollerden, geleneklerin zincirlerinden ve "herkes böyle yapar" düşüncesinden kopup, kendi özgün kimliğini bulma sürecidir. Bu yüzden Uranüs, "Kozmik Özgürlük" ile de ilişkilendirilebilir.

Özetle Uranüs; bizi konfor alanımızdan zorla çıkaran, bizi şoke ederek uyandıran ve bize "Sen bundan daha fazlasısın, zincirlerini kır!" diyen evrensel bir enerji frekansıdır. Uranüs'ün geçişleri hayatımıza girdiğinde oluşan olay ve durumları doğru okuyabilirsek eski işe yaramayan benliğimiz ölür ve daha özgür bir benlik doğar. Kişisel düşünceme göre de insanoğlunun bu yaşama geliş amacı tam da budur. Kendi sınırlı zihin hapishanesinden yaratıcının sonsuz çeşitlilik ve güzellikteki evrensel senfonisini doğru ‘OKU’ yarak biricik, özgün ama uyumlu bir nota olabilmek…

 

 

Ev Bazında Yorumlar: Uranüs Sizin Hangi Alanınızı Sarsacak ve Yenileyecek?

Uranüs’ün hangi evinizden geçtiği, yukarıda bahsedilen etkileri bireysel bazda hayatınızın hangi alanında  yaşayacağınızı belirler. Ev etkileri her zaman iki yönlü aks şeklinde izlendiğinden değerlendirme yükselenin bulunduğu ve hemen karşısında buluna. Eve göre yapılmalıdır (Ör: ikizler-yay aksı; 1 ve 7. Evler gibi) 

Burada yapılan yorumlar genel etkileri anlatır, bireysel bazda haritadaki açılar ve stelyumlara göre farklı durumlar izlenebilir.

 (Not: Yükselen burcunuza göre evlerinizi belirleyiniz.Ayrıca ev girişleri derece bazında farklı olabileceğinden ve etki yaklaşık 8 yıl süreceğinden etkiyi birbirini izleyen 2 ev ve aksta  yaşayabilirsiniz.) 

Yükselen İkizler: 1. Ev: Kimlik ve Dış Görünüş

Sizde ani bir imaj değişikliği isteği doğabilir. Bunu kimliğinizde, dış görünüşünüzde (giyim tarzı ya da beden; yeni saç stili, estetik operasyonlar vs.) ya da düşünsel sisteminizde izleyebilirsiniz. "Ben kimim?" sorusuna verdiğiniz cevaplar tamamen değişir. Daha özgür, daha sıra dışı ve bağımsız bir kişiliğe bürünürsünüz. Çevreniz sizi "aniden değişmiş" olarak tanımlayabilir.


Yükselen Boğa: 2. Ev: Maddi Kaynaklar ve Değerler

Para kazanma yöntemlerinizde devrim yaşanabilir. Geleneksel maaşlı işler yerine dijital varlıklar, kripto paralar veya teknoloji tabanlı yeni kazanç kapıları açılabilir. Maddi değerlere bakış açınız tamamen değişir. Birden fazla gelir kaynağı oluşabilir. Eski işinizi yeni uranyen metodlarla yapabilirsiniz. 

Yükselen Koç: 3. Ev: İletişim, Yakın Çevre ve Kardeşler

Uranüs Merkür’ün yönettiği İkizlerin doğal evindedir. Zihniniz bir şimşek gibi çalışmaya başlar. Çok hızlı öğrenir, çok hızlı konuşursunuz. Kardeşler veya yakın akrabalarla olan ilişkilerde ani kopuşlar veya beklenmedik yakınlaşmalar olabilir. Yazım ve konuşma dilinizde radikal bir değişim yaşarsınız. Yeni diller öğrenebilirsiniz. Aniden edebiyat veya oyunculuk yeteneğinizi keşfedebilirsiniz.

Yükselen Balık: 4. Ev: Yuva, Aile ve Kökler

Ev ve aile hayatınızda huzursuzluk veya ani değişiklikler olabilir. Aile büyükleriyle ilgili durumlar yaşanabilir. Beklenmedik bir taşınma, evin teknolojik olarak modernize edilmesi veya aile içindeki gizli sırların aniden açığa çıkması söz konusu olabilir. "Ev " kavramınız artık daha esnek hale gelir. Bu ev iç dünyanızı da temsil eder, iç dünyanızda sarsıcı değişimler yaşayabilirsiniz.

Yükselen Kova: 5. Ev: Aşk, Yaratıcılık ve Çocuklar

Aşk hayatınızda "sıra dışı" kişilere çekilebilirsiniz. Ani ilişki başlangıçları, yıldırım nikahları olabilir. İlişkilerde özgürlük ihtiyacı artar. Yaratıcı projelerinizde dahi fikirler ortaya atabilirsiniz, kullanmadığınız yeteneklerinizi kullanmaya başlayabilirsiniz. Çocuk sahibi olunabilir ya da çocuklarla ilgili beklenmedik sürprizler yaşanabilir. 

Yükselen Oğlak: 6. Ev: İş Ortamı, Günlük Rutinler ve Sağlık

Çalışma şekliniz tamamen değişebilir (örneğin; ofisten tamamen uzaktan çalışmaya geçiş). Günlük rutinleriniz artık standart değil, değişken olur. Sağlık konusunda ise özellikle sinir sistemi ve solunum yolları (İkizler teması) hassaslaşabilir; stres yönetimi kritik önem kazanır.

Yükselen Yay: 7. Ev: İkili İlişkiler ve Ortaklıklar

İlişkilerde ani şoklar, başlangıç ve bitişler ya da ilişkinin tabiri caizse evrim geçirmesi yaşanabilir. Sıradışı ilişki ve ortaklıklar kurulabilir. Kısıtlandığınızı hissettiğiniz bir ilişkiden aniden özgürleşme isteği ve isyankar duygular açığa çıkabilir Partnerinizle olan iletişiminizde "zihinsel ve düşünsel uyum" ile iletişim kurabilme ihtiyacınız her şeyin önüne geçer.

Yükselen Akrep: 8. Ev: Ortak Paralar, Krizlerle Dönüşüm ve Okültizm

Miraslar, parasal konular, borçlar veya eşin veya başkalarının kaynak ve parasıyla ilgili beklenmedik gelişmeler yaşanabilir. Psikolojik olarak derin bir dönüşüm sürecine girebilirsiniz. Öte alemler, metafizik olaylar, astroloji ve gizli ilimlere olan ilginiz aniden artabilir; zihinsel bir aydınlanma yaşayabilirsiniz.

Yükselen Terazi: 9. Ev: Yüksek Öğrenim, İnançlar ve Uzak Yollar

Dünya görüşünüz, evrene ve dine bakışınız tamamen değişebilir. Dar baktığınız alanlar genişler. Eski inançlarınızı sorgular, radikal yeni felsefeler benimseyebilirsiniz. Beklenmedik bir yurt dışı seyahati veya aniden yön değiştiren bir akademik kariyer söz konusu olabilir.

Yükselen Başak: 10. Ev: Kariyer ve Toplumsal Statü

Mesleğinizde ani ve sık yön değişiklikleri yaşayabilirsiniz. Toplum önündeki imajınız "yenilikçi" veya "asi" olarak yorumlanabilir. Dijital dünyada ün kazanmak veya teknoloji odaklı bir kariyere geçiş yapmak bu dönemin etkisi olabilir. 

Yükselen Aslan: 11. Ev: Sosyal Çevre, Arkadaşlar ve Hayaller, Kollektif Amaçlar

Arkadaş çevreniz ya da kendinizi ait hissettiğiniz topluluk, durum ve olgular tamamen değişebilir. Sizi kısıtlayan gruplardan ayrılıp, vizyoner, dahi ve sıra dışı insanlarla bir araya gelebilirsiniz. Kalabalık gruplarda kendinizi ifade etme şekliniz ya da pozisyonunuz değişebilir. Gelecek planlarınız aniden güncellenebilir, bireysel hedef ve planlardan çıkıp daha bütüncül, daha global hedeflerle ilgilenmeye başlayabilirsiniz. Bu süreçte uzun vadeli hedeflerinize ve ideallerinize götüren olay ve oluşlar hızlanabilir.

Yükselen Yengeç: 12. Ev: Bilinçaltı, İzolasyon ve Spiritüellik

Bilinçaltınızda bastırılmış korkularınızla yüzleşmenize neden olan kişi ve olaylarla karşılaşabilirsiniz.  Zorlayıcı olan bu süreç, sizin için büyük bir özgürleşme sağlayabilir. Rüyalarınız çok daha canlı ve mesaj dolu olabilir. Sizden saklanan sırlar ya da gizli kalmış bilgilerle karşılaşabilir, yaşanan deneyimler sonucunda spiritüel bir uyanış yaşayabilirsiniz.

New text element

Blog post 6- Haziran 20, 2026

Mikrodan Makroya Şifa: Chiron Boğa Burcunda


Mikrodan makroya, her zerrede kendini tekrarlayan fraktal prensipler gereği, yaşamda soyut ya da somut fark etmeksizin her durum ve olayda muazzam bir benzeşim vardır. Her yara minik bir bozulma olarak başlar; zamanla görülmedikçe ve temizlenmedikçe derinleşir. Dokudaki bozulma ve asidite arttıkça, oraya kan ve ışık gidemez olur. Öyle bir noktaya gelir ki artık ilaçlarla da uyuşmaz ve ağrısı dindirilemez. Madde ve beden dünyasında işleyen bu fiziksel prensip, ruh için de aynen geçerlidir.

Yaralı şifacı olarak bilinen Chiron (Şiron), herkese deva olup kendi yarasını iyileştiremeyen ironik bir karakterdir. Bir manada, “Hekimden sorma, çekenden sor” deyişinin haklılığını gözler önüne serer. İster maddi ister manevi olsun, her yaranın şifası için sistem önce yarayı gösterir size; artık iş görmeyen kalıplarınızı, taze kanın gidemediği, ışığın ulaşamadığı o tıkanık ve ölü dokuları... Maddede cerrah keser ve temizler; acıtsa da kanatır iyileştirmek için ve “dayan, geçecek” der. Oysa hasta, çoğu zaman yarasına bakmak dahi istemez.

Manada da durum böyledir; siz görene ve kabul edene kadar o yarayı gözünüze sokarlar. Acının en dayanılmaz olduğu yer, aslında şifaya ve uyanışa en yakın olduğunuz yerdir. Eski çürük yapı gider, yerine taze kan gelir. Ancak şunu unutmamak gerekir: Bu dokular, asiditenin en yüksek olduğu, dolayısıyla bazik anesteziklerin çalışmadığı yerlerdir. Artık canınızı acıtan gerçeği uyuşturamaz, geçici çözümlerle üstünü kapatamazsınız. Dişinizi sıkarak şifacıya, yani o ilahi neştere izin vermeniz gerekir. Çünkü her doğum sancılarla olur ve her acı, beşeri insan olmaya bir adım daha yaklaştırır. Kemâl (olgunluk); celal ile cemalin toplamından hasıl olur.

Chiron, 2018’den bu yana Koç burcundaki seyrinde "Ben kimim?" sorusuyla varoluşsal yaralarımızı kanattı. Herkese kendi benzersiz yöntemiyle bir şifa yolu açtı ama bunu sadece acının içinden geçip ateşlerden dışarı birer “terminatör/bitirici” olarak çıkabilenlere, eski kokuşmuş kavram ve kalıplarını geride bırakıp yepyeni bir nefesle bakabilenlere sundu.

Şimdi ise 19 Haziran 2026 itibariyle Chiron, Boğa burcuna geçiyor. Koç'ta "Ben kimim?" sorusuyla başlayan soyut krizler, artık Boğa'da "Neye sahibim, neye tutunuyorum ve ne kadar güvendeyim?" sorularıyla somut dünyaya, bedenimize ve maddemize taşınıyor. Chiron haritanızda hangi evinize düşüyorsa, tam da oradaki yanılsamaları mercek altına alacak, işlevini yitirmiş eski yapıları temizleyecek.

Makro bazda ise bu geçiş; kolektif güvenlik hissimizi, vazgeçmekte zorlandığımız konfor alanlarımızı, yerküre ile kurduğumuz hoyratça ilişkiyi, kaynakları, parayı ve maddeye bakışımızı kökten sarsacak. "Bana bir şey olmaz, burası benim güvenli kalem" diyerek değişime direndiğimiz ne varsa, oradaki çürümeyi önümüze koyacak. Gerçek güvenliğin dışsal maddiyatta değil, yalnızca kendi özdeğerimizde köklenmek olduğunu bizlere öğretecek. Bedenimizin asiditesini temizlemek, toprağın ve yerkürenin yükünü temizlemekle eşzamanlı gidecek.

Cerrahın neşterine direnmeyi bırakıp, o derin sızının içinden geçmeyi kabul edenler için Boğa’nın vaadi sarsılmazdır: Kalıcı, köklü ve bereketi kendinden menkul yeni bir zemin. Koç’un ateşinde arınan ruhların, Boğa’nın toprağında sağlıklı kökler salması; Chiron’un dokunduğu her yerin taze kanla, hakiki bir özdeğerle kalıcı şifaya kavuşması dileğiyle. Hepimize şifa olsun.

Chiron Boğa transitinin yükselen burçlara (yani haritanızın hangi evini kesiyorsa oraya) getireceği ana temalar, neşterin vurulacağı o derin sızılar ve uyanış kapıları aşağıdaki arketiplere göre şekillenebilir. Bu tesirlerin kişilerin bireysel haritalarındaki tetiklenen noktalara ve yaşama baktıkları bilinç mertebesine göre değişeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Aynı transit yarası çoktan dağlanmış ve kapatılmış olanlar için bilgeliğiyle şifa verici pozisyonda olma şeklinde tezahür edebilir.

♈ Yükselen Koç (2. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Maddi güvenliğiniz, özdeğer algınız, "ben tek başıma dünyaya yetebilir miyim?" korkusu.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Paraya, mala ve mülke sahte birer kalkan gibi tutunduğunuz alanlar. Sistem, sadece cüzdanınızdaki güce sırtınızı yasladığınızda ne kadar kırılgan olduğunuzu gösterecek.
  • Taze Kan / Şifa: Gerçek zenginliğin maddede değil, ruhunuzun kendi cevherinde ve öz saygısında köklenmesiyle gelecek sarsılmaz güç.

 Yükselen Boğa (1. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Bedeniniz, dış görünüşünüz, fiziksel sınırlarınız ve doğrudan kimlik algınız. 
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Değişime direndiğiniz, "düzenim bozulmasın" diye hareketsiz kaldığınız maskeleriniz. Uyuşturamadığınız en derin fiziksel ve ruhsal yetersizlik hisleri gün yüzüne çıkabilir. 
  • Taze Kan / Şifa: Radikal bir öz-kabul. Kendi bedeninize ve varlığınıza, dış dünyanın onayından bağımsız olarak "Ben buradayım ve bu halimle tamım" diyebilmek. 

 Yükselen İkizler (12. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Bilinçaltınız, gizli korkularınız, kolektif suçluluk duygularınız ve yalnızlığınız.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Mantıkla çözmeye çalıştığınız ama ruhsal boyutta düğüm olmuş eski travmalar. Kontrol edemediğiniz, içinize attığınız ve uyuşturucu çözümlerle (aşırı düşünmek, inkar) kaçtığınız o karanlık oda.
  • Taze Kan / Şifa: Ruhsal bir ameliyat. Teslimiyeti öğrenmek, yalnızlığın bir ceza değil, Yaradan ile baş başa kalıp içsel asiditeyi temizleme alanı olduğunu fark etmek.

 Yükselen Yengeç (11. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Sosyal çevre, dostluklar, ait olduğunuz topluluklar ve geleceğe dair umutlarınız.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: "Beni dışlamasınlar" diye kendinizden verdiğiniz, ait olmak adına sahte aidiyetlere tutunduğunuz dostluk kalıpları.
  • Taze Kan / Şifa: Sizi olduğunuz gibi kabul edecek, frekansı sizinle aynı melodiyi çalan gerçek "ruh ailenizi" bulmak. Topluma kendi yaranızın bilgeliğiyle rehberlik etmek. 

 Yükselen Aslan (10. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Kariyeriniz, toplumsal statünüz, başarı algınız ve gelecek hedefleriniz.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Değerinizi sadece unvanlara, patronların onayına veya işteki üretkenliğinize bağladığınız o kısır döngü. "Başarısız olursam hiçim" korkusu.
  • Taze Kan / Şifa: Toplumun gözündeki sıfatlardan sıyrılıp, ruhsal mertebedeki olgunluğa (Kemâl) uyanmak. İşinizi sadece bir takdir aracı değil, bir şifa kanalına dönüştürmek. 

 Yükselen Başak (9. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: İnançlarınız, hayat felsefeniz, akademik hayatınız ve hayata bakış açınız.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Katı dogmalarınız, "ben her şeyin doğrusunu bilmeliyim" diyen zihniyet kalıplarınız. Eski ve kokuşmuş fikirlerin, ruhunuzun taze nefesine engel olduğu gerçeği.
  • Taze Kan / Şifa: Bilgiyi sadece ezberlemekten çıkarıp bilgeliğe dönüştürmek. Hayatın belirsizliğine güvenmek ve evrensel sistemle yeniden kalbi bir bağ kurmak.

 Yükselen Terazi (8. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Ortaklı paralar, miraslar, krizler, cinsellik ve derin dönüşüm alanınız.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Başkalarının kaynaklarına (eşin parası, ailenin desteği vb.) olan bağımlılıklar veya derin bir kayıp korkusu. Paylaşmaktan ve incinmekten korktuğunuz o kilitli kapılar.
  • Taze Kan / Şifa: Küllerinden doğma (Terminatör) evresi. Maddi veya manevi krizlerin içinden geçerken en büyük gücün "başkalarına bağımlı olmak" değil, kendi küllerini şifaya dönüştürmek olduğunu anlamak.

 Yükselen Akrep (7. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Evlilik, uzun süreli ilişkiler, ortaklıklar ve aynalık ilişkisi.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: "Beni terk etmesin, yalnız kalmayayım" diye yanlış insanlara tutunduğunuz, sınırlarınızı çiğnettiğiniz ilişkiler. Karşı taraftan beklediğiniz o sahte sevgi ve değer onayı.
  • Taze Kan / Şifa: İlişkilerde sağlıklı sınırlar çizmeyi öğrenmek. Karşınızdaki insanın sadece sizin içinizdeki yarayı yansıtan bir ayna olduğunu kabul edip, o aynaya bakma cesareti göstermek.

 Yükselen Yay (6. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Günlük rutinleriniz, iş ortamınız, sağlığınız ve bedensel bütünlüğünüz.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Bedeninizi hoyratça kullandığınız, mükemmeliyetçilik veya aşırı iş yükü yüzünden kendinizi tükettiğiniz alanlar. Fiziksel asiditenin ve tıkanıklığın en çok somutlaşacağı yer burasıdır.
  • Taze Kan / Şifa: Bedeninizi bir makine değil, şefkatle bakılması gereken bir bahçe gibi görmek. Sağlıklı yaşamı, organik beslenmeyi ve ruh-beden dengesini hayatın merkezine almak.

 Yükselen Oğlak (5. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Yaratıcılığınız, aşk hayatınız, çocuklarla olan ilişkileriniz ve hayattan keyif alma beceriniz.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Erken yaşta büyümek zorunda kalmanın getirdiği, içteki o yaralı çocuğun neşesizliği. Hayatı çok ciddiye alıp, saf mutluluğu ve yaratıcı enerjiyi bloke ettiğiniz çürük yapılar.
  • Taze Kan / Şifa: İçinizdeki çocukla barışmak. Hayatın sadece sorumluluklardan ibaret olmadığını görmek, sahneye çıkıp kendi benzersiz yaratımını dünyaya sunarak şifalanmak. 

 Yükselen Kova (4. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Eviniz, yuvanız, kökleriniz, aile içi ilişkileriniz ve en derin mahremiyetiniz.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Çocukluktan kalan ailevi yaralar, aidiyet hissinin eksikliği, "evimde/yuvamda güvende miyim?" krizi. Geçmişin kokuşmuş kalıplarının en çok sızladığı temel burasıdır.
  • Taze Kan / Şifa: Kendi içinizde kendi evinizi inşa etmek. Dışsal bir mekana veya aile onayına ihtiyaç duymadan, kendi ruhsal temelinizde o sarsılmaz aidiyeti ve kalıcı güvenliği bulmak.

 Yükselen Balık (3. Ev)

  • Yaranın Görüneceği Alan: Zihniniz, yakın çevreniz (kardeşler, komşular), iletişim biçiminiz ve kendinizi ifade etme tarzınız.
  • Neşterin Vurulacağı Yer: Sesinizin duyulmadığına, fikirlerinizin değersiz olduğuna dair eski çocukluk inançları. Kendinizi somut ve net bir şekilde ifade etmekten korktuğunuz o zihinsel tıkanıklıklar.
  • Taze Kan / Şifa: Kendi zihinsel kalıplarınızı taze kanla yıkamak. Kelimelerinizin şifasını fark etmek, şüphe etmeden, netlikle ve öz değerle kendi gerçeğinizi dünyaya haykırmak. 

 



 

 

 

İlgi alanlarıma dair merak ettiğiniz konuları ednastroloji19@gmail.com üzerinden bize iletirseniz, ilerleyen zamanlarda o konudaki içerikleri buradan okuyabilirsiniz.

Fikirleriniz bizim için değerlidir.

 
 

Hizmetlerimiz

Uzaktan Danışmanlık

Diş hekimliği, çene cerrahisi, akupunktur tedavileri ve astroloji konularında  soru ve talepleriniz için info@ednayesil.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Kendini tanımaya bir adım daha yaklaşmaya hazır mısın?

Her katmanda şifa bulmak için bilginin gücüyle içsel yolculuğunuza adım atın.

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?

Beni Anlayan Bir Rehber Bulmak

İçerik ve paylaşımlarımızın sizlere katkı sağladığını bilmek bizi mutlu ediyor. Deneyiminizle ilgili görüşlerinizi paylaşarak diğer ziyaretçilere yardımcı olabilirsiniz!

Bizimle İletişime Geçin